<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadın Hastalıkları Arşivleri &#171; Op. Dr. Oktay Aydemir</title>
	<atom:link href="https://oktayaydemir.com/category/kadin-hastaliklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Aug 2024 08:48:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Koroid Plexus Kisti</title>
		<link>https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/koroid-plexus-kisti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2016 10:16:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Koroid Plexus Kisti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oktayaydemir.com/?p=271</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koroid plexuslar, beynin yan ventrikülleri içine yerleşen ve beyin omurilik sıvısını oluşturan oluşumlardır. Gelişimi gebeliğin 6-7.haftalarında başlar. Ultrasonla koroid plexus kistlerinin görünümü ilk defa 1984 yılında Chudleigh ve arkadaşları tarafından sağlanmıştır. Koroid plexusun stromasını oluşturan mezenşimal doku kaybolmaya başlayınca kistik yapı ortaya çıkar(17.-25.haftalar arasında) ve bu dokunun yerini fibröz doku alınca da kaybolurlar. Tek ya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/koroid-plexus-kisti/">Koroid Plexus Kisti</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Koroid plexuslar, beynin yan ventrikülleri içine yerleşen ve beyin omurilik sıvısını oluşturan oluşumlardır. Gelişimi gebeliğin 6-7.haftalarında başlar. Ultrasonla koroid plexus kistlerinin görünümü ilk defa 1984 yılında Chudleigh ve arkadaşları tarafından sağlanmıştır. Koroid plexusun stromasını oluşturan mezenşimal doku kaybolmaya başlayınca kistik yapı ortaya çıkar(17.-25.haftalar arasında) ve bu dokunun yerini fibröz doku alınca da kaybolurlar.</p>
<ul>
<li>Tek ya da iki taraflı olup çapları 2mm den büyüktür.</li>
<li>Tek veya çok sayıda da olabilirler.</li>
<li>Kist diyebilmek için çaplarının 2mm den büyük olması gerekmektedir.</li>
<li>Renkli dopplerde akım görülmez.<br />
Koroid plexus kistlerinde çap 10mm den küçükse ve başka bir anomali de tespit edilmemişse, çok kaygılanmak gerekmez.</li>
</ul>
<p>Bunlar en geç 28-32. Haftalar arasında genellikle kaybolurlar. Bu çocuklarda mental ya da motor gelişimde bir bozukluk genellikle görülmez. Ancak koroid plexus kisti ile birlikte anne yaşının 35’in üzerinde olması, ikili ya da üçlü test değerlerinde sapma olması, kromozom anomalili doğum öyküsüne sahip olunması ve fetal bazı anomalilerin de beraber olması gibi faktörlerin varlığında; Trizomi 18 ve Trizomi 21 risklerinde artış söz konusu olup amniosentez önerilmelidir.<br />
Koroid plexus kistinin başka anomalilerle birlikte olma olasılığı %10-15 kadardır.<br />
Koroid plexus kistinin tedavisi yoktur.</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/koroid-plexus-kisti/">Koroid Plexus Kisti</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genital Herpes (GENİTAL UÇUK)</title>
		<link>https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/genital-herpes-genital-ucuk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2016 14:52:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oktayaydemir.com/?p=210</guid>

					<description><![CDATA[<p>Etken bir DNA virüsü olan Herpes simplex’tir. Bu virusun tipI ve tip II olmak üzere iki tipi vardır. TipI daha ziyade ağız ve yüzü tutarken(deri mukoza sınırları), tip II genital bölgeyi tercih eder. Genital herpes vakalarının %85’inde etken H. Simplex tip II iken, %15’inde tip I’dir. İlk enfeksiyonu periyodik olarak tekrarlayan aktivasyonlar izler. Yani hastalık [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/genital-herpes-genital-ucuk/">Genital Herpes (GENİTAL UÇUK)</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Etken bir DNA virüsü olan Herpes simplex’tir. Bu virusun tipI ve tip II olmak üzere iki tipi vardır. TipI daha ziyade ağız ve yüzü tutarken(deri mukoza sınırları), tip II genital bölgeyi tercih eder. Genital herpes vakalarının %85’inde etken H. Simplex tip II iken, %15’inde tip I’dir.</p>
<ul>
<li>İlk enfeksiyonu periyodik olarak tekrarlayan aktivasyonlar izler. Yani hastalık sık tekrarlar. Hastalığın kuluçka süresi 2- 7 gündür. Lezyonlar daha tam çıkmadan da bulaşıcılığı vardır</li>
</ul>
<p>Kaşıntı ve yanma ile başlar.<strong> </strong>Sonra içi su dolu toplu iğne başı kadar oluşumlar ( veziküller ) görülür. Daha sonra bu veziküller enfekte olup patlayarak yerini <strong>ağrılı ülserlere</strong> bırakırlar. Lezyonlar 2-3 hafta içerisinde kaybolur. İlk lezyon genellikle dış genital bölgededir. İlk lezyon kaybolsa da virüs sinir hücreleri ve lokal olarak dokuda uyumakta  ve daha sonra bilinmeyen bir nedenle tekrar aktive olmaktadır. Tekrarlama periodları 1,5 ay ile 6 ay arasında değişmektedir. Vajinal smear de karakteristik olarak nukleus içinde inklüzyon cismi görülür.</p>
<p>[toggle_box]<br />
[toggle_item title=&#8221;Genital Uçuk&#8217;da lezyonlar <strong>(+18)</strong> FOTOĞRAFI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ.&#8221; active=&#8221;false&#8221;]</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-213" src="https://oktayaydemir.com/icerikler/uploads/2016/01/genital-herpes-genital-ucuk.jpg" alt="genital-herpes-genital-ucuk" width="587" height="398" srcset="https://oktayaydemir.com/icerikler/uploads/2016/01/genital-herpes-genital-ucuk.jpg 327w, https://oktayaydemir.com/icerikler/uploads/2016/01/genital-herpes-genital-ucuk-300x204.jpg 300w" sizes="(max-width: 587px) 100vw, 587px" /></p>
<p>[/toggle_item]<br />
[/toggle_box]</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3>TEDAVİ:</h3>
<p>Spesifik bir tedavisi yoktur. Bölge temiz tutulmalıdır. Sıcak ve nemli ped konulması veya yüzeyel lokal anestetiklerin uygulanması rahatlamayı sağlayabilir. Lezyonlar çıkmadan önce veya ilk belirtilerle beraber ağızdan veya lokal olarak bir antiviral ilaç olan asiklovir kullanarak enfeksiyonun süresi ve şiddeti azaltılabilmektedir. Sık tekrarlarsa koruyucu olarak sürekli asiklovir kullanımını önerenlerde var.<br />
Herpes genitalis ilk olarak gebelikte çıkmışsa anneden doğum anında bebeğe geçerek çok ağır seyreden ve ölümle sonuçlanan ağır bir duruma sebep olabilir. Koruyucu olarak sezaryen yapılması çocuğa bulaşmasını engeller.</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/genital-herpes-genital-ucuk/">Genital Herpes (GENİTAL UÇUK)</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızlık Zarı</title>
		<link>https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/kizlik-zari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2016 14:51:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kızlık zarı görevi nedir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oktayaydemir.com/?p=165</guid>

					<description><![CDATA[<p>KIZLIK ZARI VE AKLA TAKILANLAR: Nedir ve görevi? Kızlık zarı vagina girişinde; hemen 1-2 cm içeride, ağız içini döşeyen yapı ile aynı olan yani mukozadan oluşmuş bir yapıdır. Bazen ince yapıda iken, bazen de çok kalın olabilmektedir. Kenarları düz olabildiği gibi tırtıklı ve çentikli de olabilmektedir. Adını Hymenalos’dan almıştır(Eski Yunan’da “Gençlik ve evlendirme Tanrısı). Orta [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/kizlik-zari/">Kızlık Zarı</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>KIZLIK ZARI VE AKLA TAKILANLAR:</h3>
<p><strong>Nedir ve görevi?</strong></p>
<p>Kızlık zarı vagina girişinde; hemen 1-2 cm içeride, ağız içini döşeyen yapı ile aynı olan yani mukozadan oluşmuş bir yapıdır. Bazen ince yapıda iken, bazen de çok kalın olabilmektedir. Kenarları düz olabildiği gibi tırtıklı ve çentikli de olabilmektedir. Adını Hymenalos’dan almıştır(Eski Yunan’da “Gençlik ve evlendirme Tanrısı). Orta kısmında açıklık olup; bu şekilde adet öncesi vagina ve rahim ağzı akıntılarının ve adet döneminde ise adet kanının geçişine müsaade eder). Bazılarına göre vaginayı ve rahimi dış ortama karşı koruyucu (özellikle mikrobik açıdan) görevi vardır. Kızlık zarlarının yapısı, şekli ve esnekliği her kadında farklılık arzeder.</p>
<p><strong>TİPLERİ:</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-172" src="https://oktayaydemir.com/icerikler/uploads/2016/01/kizlik-zari.jpg" alt="kizlik-zari" width="606" height="290" srcset="https://oktayaydemir.com/icerikler/uploads/2016/01/kizlik-zari.jpg 606w, https://oktayaydemir.com/icerikler/uploads/2016/01/kizlik-zari-300x144.jpg 300w" sizes="(max-width: 606px) 100vw, 606px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-174" src="https://oktayaydemir.com/icerikler/uploads/2016/01/kizlik-zari-tipleri.jpg" alt="kizlik-zari-tipleri" width="606" height="413" srcset="https://oktayaydemir.com/icerikler/uploads/2016/01/kizlik-zari-tipleri.jpg 606w, https://oktayaydemir.com/icerikler/uploads/2016/01/kizlik-zari-tipleri-300x204.jpg 300w" sizes="(max-width: 606px) 100vw, 606px" /></p>
<p>Kızlık zarları ortasındaki açıklığa göre adlandırılır. Çok nadir olarak bazı kızlık zarının ortasında delik olmaz yani doğuştan kapalıdır. “İmperfore himen” olarak adlandırdığımız bu vakalarda, ergenlikte adet görmeme ve adet zamanı şiddetli ağrılarla doktora gidlir. Dışa akamayan adet kanı vagina ve hatta rahim içi ve kordonlarda birikerek ağır bir tablo oluşturur. Basit bir kesi ile kapalı zarda delik açılır ve hasta rahatlar. Durum bir yazılı rapor ile belgelenir.</p>
<p>Bazen de kızlık zarı ortasındaki delik o kadar büyüktür ki, ilişki ile kızlık zarı yırtılamaz. Buna eskiden “duhule müsait kızlık zarı” denirdi.</p>
<p>Genel olarak kızlık zarı tiplerini sıralayacak olursak: <strong>Anüler</strong>(Ortası halka şeklinde olan kızlık zarları. Kızlık zarlarının çoğunluğu bu şekildedir), <strong>Semilunar(</strong>Yarım ay şeklinde açıklığı olanlar), <strong>Kriptiform</strong>(Ortada açıklık yerine küçük delikler vardır), <strong>Septalı</strong>(Kızlık zarı ortasındaki açıklık bir dikey septa ile ikiye ayrılmıştır), <strong>İmperfore</strong>(Ortadaki açıklığın olmadığı hymen).</p>
<p><strong>ÖNEMİ:</strong></p>
<p>Türkiye gibi bazı ülke toplumlarda ilk ilişki olup olmadığının kanıtı olarak kızlık zarı önem kazanmıştır. Bundan dolayı evlenmeden önce ilişki yaşayanların en büyük korkuları bu durumun açığa çıkması olmakta ve bu nedenle Kadın Doğum Uzmanlarına kızlık zarının reparasyonu yani onarım-dikimi için müracatlar olmaktadır. Kızlık zarı ortasındaki açıklığın büyük olduğu kızlarda ise, ilk gece kanamaları olmayınca da aileler “Bu kız mı değil mi?” gibi kadınlık onurunu inciten halde eşlerini muayeneye getirmektedirler. Bakire Raporu aldığı halde evlilik güveni sarsılan ve boşanan eş sayısı az değildir. Bu arada biz doktorların muayenede atlamaması gereken bir husus da bazı kızlık zarlarının kenarlarındaki yapısal çentikleri ki bunlar kaideye kadar inmez yırtıktan ayırmaktır. Kaideye varmayan doğuşsal çentikler yırtık değildir…</p>
<p><strong>YIRTILMASI VE KANAMASI:</strong></p>
<p>Çoğunlukla ilk ilişkide kanar. Kanama genellikle birkaç damla şeklindedir. Bazen biraz daha fazla ve ağrılı olabilir. Bazı vakalarda vagina yırtıklarına kadar giden yaralanma olabilir ve takdirde kanamalar durmaz ve cerrahi müdahele gerekir.</p>
<p>Hemen hemen tamamında ağrı yoktur ya da çok çok azdır.</p>
<p>Cinsel ilişki haricinde bazı kazalarda ya da travmalarla da yırtılabilir. <strong>MASTURBASYONDA YIRTILABİLİR Mİ? </strong>Eğer içinize bir şey sokmadan sadece sürtünme yoluyla mastürbasyon yapıyorsanız yırtılmaz. Ancak parmak içeri giriyor ve delik dar ise yırtılabilir.</p>
<p><strong>MUAYENE:</strong></p>
<p>Kızlık zarı muayenesi Kadın Doğum Uzmanlarınca yapılır. Kızlık zarında varsa yırtığın yeni mi(yani 6-7günlük) ya da eski mi olduğu, yırtığın yeri(saat tarifi ile yani saat 7 hizasında ya da misal olarak saat 6 hizasında gibi), taze yırtıksa yırtık kenarında kanama ya da ekimoz olup olmadığı belirtilir. Ayrıca yırtığın kaideye yani tabana kadar inip inmediği yazılır. Kızlık zarı çentikli ise bunların doğal olup olmadığı belirtilir. Eski yırtıklarda zaman mefumu konamaz yani o yırtık bir haftalık da olabilir birkaç aylık ya da senelik de…</p>
<p><strong>KIZLIK ZARI ONARIMI:</strong></p>
<p>Himenoplasti adını alır.</p>
<p>Evlenmeden birkaç gün önce yapılan Daraltma operasyonları yanında daha kalıcı vaginadan flep kaldırma ya da kızlık zarını karşılıklı ağızlaştırma operasyonları vardır. Teknik, hastaya göre seçilir.</p>
<p>Kızlık zarı onarımları diğer bir doktor tarafından anlaşılır.</p>
<p>Kızlık zarı tamiri ile ilgili olarak tüm dünyada tartışmalar sürmektedir. Ancak bu yapay bekaretin ne kadar gerekli olduğu konusunda fikir birliği yoktur. Özellikle batılı yazarlar bunun son derece gereksiz bir işlem olduğunu düşünürken bazıları işlemin etik açıdan estetik ameliyattan farklı olmadığı fikrindedirler.</p>
<p>Açıkçası hemen onarımı talep eden kadınlar buna yaşadıkları toplumsal çevreye bağlı olarak sosyal statülerini, mutluluklarını hatta yaşamlarını devam ettirebilmek için gerek duyduklarını belirtmektedirler. Gerçekten de 1996 yılında Lancet dergisinde yayınlanan bir makelede kızlık zarı tamirinin Mısır”da ilk gece cinayetlerini %80 oranında azalttığı ileri sürülmektedir.</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/kizlik-zari/">Kızlık Zarı</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Frengi (SİFİLİZ)</title>
		<link>https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/frengi-sifiliz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2016 14:44:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Frengi]]></category>
		<category><![CDATA[Geç sfiliz]]></category>
		<category><![CDATA[Latent sfiliz]]></category>
		<category><![CDATA[Primer sfiliz]]></category>
		<category><![CDATA[Şankr]]></category>
		<category><![CDATA[Sekonder sfiliz]]></category>
		<category><![CDATA[sfiliz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oktayaydemir.com/?p=198</guid>

					<description><![CDATA[<p>Etken Treponema pallidum (Spiroketa pallida) isimli bakteridir. Cinsel ilişki ile bulaşır. Ayrıca Sifiliz’li gebelerde rahim içi bebeğe geçiş vardır ve yenidoğanlar konjenital sifilizli doğarlar. Kliink tabloyu 4 devrede inceleyebilirsek de, penislinin tedaviye girmesi ile dünya üzerinde 4.devre lezyonlu hasta pek yoktur. Primer sfiliz:  Pallidumun vücuda girişinden 3- 4 hafta sonra giriş yerinde ilk lezyon çıkar. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/frengi-sifiliz/">Frengi (SİFİLİZ)</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Etken Treponema pallidum (Spiroketa pallida) isimli bakteridir. Cinsel ilişki ile bulaşır. Ayrıca Sifiliz’li gebelerde rahim içi bebeğe geçiş vardır ve yenidoğanlar konjenital sifilizli doğarlar.</p>
<p>Kliink tabloyu 4 devrede inceleyebilirsek de, penislinin tedaviye girmesi ile dünya üzerinde 4.devre lezyonlu hasta pek yoktur.</p>
<ul>
<li><strong>Primer sfiliz: </strong> Pallidumun vücuda girişinden 3- 4 hafta sonra giriş yerinde ilk lezyon çıkar. Bu lezyon 3- 5 mm çapında, ağrısız, zemini sert, pembe mat ve yüzeyel bir ülserdir<strong>. (Şankr) </strong>Yoğun miktarda spiroket içerir ( T. Pallidum )</li>
</ul>
<h3></h3>
<h3>Şankr?</h3>
<p>Şankr<strong> </strong>çıktıktan 1 hafta sonra en yakın lenf düğümünde (genellikle kasık) ağrısız büyüme olur. Tedavi edilmezse 6- 8 hafta içinde hiç iz bırakmadan iyileşir.</p>
<ul>
<li><strong>Sekonder sfiliz: </strong>Şankr dan ortalama 6 hafta sonra ( 2 hafta-6 ay ) sekonder yani 2. devre sfiliz başlar.Hafif ateş, baş ağrısı, tüm vücutta yaygın lenf bezlerinde büyüme, güve yeniği gibi saç dökülmesi ,gövde, kollarda, ayak tabanında, ağız içinde papüler lezyonlar görülür. Bu lezyonlara genital bölgede yerleştiğinde <strong>condüloma lata</strong>adı verilir.</li>
</ul>
<p>Tüm bu deri lezyonları bol miktarda spiroket içerdiğinden son derece bulaşıcıdır.2. devre hastaların % 25 de çok hafif geçer ve fark edilmez. İkinci devre belirtileri birkaç ay içinde geriler ve <strong>latent döneme</strong> girer.</p>
<ul>
<li><strong>Latent sfiliz: </strong>Birkaç yıl süren bu devrede (2- 4 yıl ) klinik olarak bir bulgu vermeyebilir. Ancak kan testlerinde tespit edilebilir.</li>
<li><strong>Geç sfiliz: </strong>Bu dönemde deride<strong>gom</strong> adı verilen, deriden kabarık, düğme şeklinde oluşumlar hastaların % 20 de görülür. Bulaşıcı özellik taşımazlar. Hastalığın alınmasından 3- 10 yıl sonra ortaya çıkarlar. Solunum yolları, karaciğer, ve kemikte de görülebilir. Kalp tutulumu ise 10- 25 yıl sonra ortaya çıkar. Santral sinir sistemi tutulumu ise tedavi edilmemiş vakaların % 10 da görülür.</li>
</ul>
<h3></h3>
<h3>TANI:</h3>
<p>Birinci ve ikinci dönem sfilizinde lezyonlardan alınan materyalde bol miktarda spiroket görünmesi ile tanı konur. Kan testleri ise enfeksiyonla karşılaştıktan 5- 6 hafta sonra pozitif sonuç verir.</p>
<p>Kan testleri şunlardır : -VDRL -TPHA -FTA-Abs</p>
<p><strong>Penisilin ile tedavi edilir. </strong>Gebelikte enfeksiyonla karşılaşınca mutlaka tedavi edilmelidir. Anneden bebeğe geçiş vardır. Bebek konjenital sfiliz ile doğar.</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/frengi-sifiliz/">Frengi (SİFİLİZ)</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genital Siğiller</title>
		<link>https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/genital-sigiller/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2016 14:13:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Genital Siğil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oktayaydemir.com/?p=190</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genital siğil, kondilom ya da condyloma accuminatum adları ile bilinir. HPV yani Human Papillom Virus etkendir. Cinsel temasla bulaşır. HPV virusunun 100civarında tipi vardır ve bunlardan özellikle 16,18,31 ve45 tipleri kadınlarda rahim ağzı kanserlerinde etken olarak suçlanmaktadır. Vulva, vagina, cervix ve hatta anüs çevresinde siğiller ya da siğil plakları şeklinde görünürler. Hafif kaşıntı ile yapabilirler. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/genital-sigiller/">Genital Siğiller</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genital siğil, kondilom ya da condyloma accuminatum adları ile bilinir. HPV yani Human Papillom Virus etkendir. Cinsel temasla bulaşır.</p>
<p>HPV virusunun 100civarında tipi vardır ve bunlardan özellikle 16,18,31 ve45 tipleri kadınlarda rahim ağzı kanserlerinde etken olarak suçlanmaktadır.</p>
<p>Vulva, vagina, cervix ve hatta anüs çevresinde siğiller ya da siğil plakları şeklinde görünürler. Hafif kaşıntı ile yapabilirler. Nemli ortamda süratle büyür ve yayılırlar. Karnabahar görünümleri tipiktir. Kuluçka süreleri değişik olup 1-6aylık bir zamanı kapsayabilir.</p>
<p>Genital siğilli hastalarda smear ve HPV tiplemesi yapılmalı ve lezyonlar medikal ya da tercihan cerrahi yöntemlerle(eksizyon, koterizasyon, krioterapi) tedavi edilmelidir.</p>
<p>Korunmak için, prezervaitf önemli bir araçtır.</p>
<p>Ayrıca 9-26 yaş arası popülasyondaki bireylere HPV aşıları uygulanabilir. Bunlardan birisi 2 HPV virusuna etkili olan yani bivalan Cervairx’tir ve hpv16 ve 18’e etkilidir. Gardacil ise quadrivalan bir aşı olup; 16,18,6 ve 11’e karşı etkilidir. Aşılar birer ay ara ile 3 doz yapılır.</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/genital-sigiller/">Genital Siğiller</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gonore (BEL SOĞUKLUĞU)</title>
		<link>https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/gonore-bel-soguklugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2016 14:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Gonore]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oktayaydemir.com/?p=220</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bakteri etkenli bir hastalıktır. Etkeni gram negatif bir diplokok olan Neisseria gonorhea’dır. Cinsel temasla geçer. Klamidya infeksiyonlarından sonra en çok görülen ikinci bakteriyel kaynaklı cinsel temasla bulaşan hastalıktır. Mikropla temas edince bulaşma şansı %50 gibi yüksek değerlerdedir. Kuluçka süresi 2-6gündür. Bulaşma ile belirtilerin ortaya çıkması arasında geçen süre 2-6 gündür. Kadında şikayet olarak sık idrar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/gonore-bel-soguklugu/">Gonore (BEL SOĞUKLUĞU)</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bakteri etkenli bir hastalıktır.</p>
<p>Etkeni gram negatif bir diplokok olan Neisseria gonorhea’dır.</p>
<p>Cinsel temasla geçer. Klamidya infeksiyonlarından sonra en çok görülen ikinci bakteriyel kaynaklı cinsel temasla bulaşan hastalıktır.</p>
<p>Mikropla temas edince bulaşma şansı %50 gibi yüksek değerlerdedir.</p>
<p>Kuluçka süresi 2-6gündür. Bulaşma ile belirtilerin ortaya çıkması arasında geçen süre 2-6 gündür.</p>
<p>Kadında şikayet olarak sık idrar ve idrar yaparken yanma yanında muayenede kokusuz cerahatli akıntı ve dış genital organlarda hafif kızarıklık görülebilir. Hafif seyirli gibi görünse de kadınlar için tedavi edilmemesi çok tehlikelidir ve yaklaşık beşte biri üst genital organlara yani rahim içi, kordonlar ve hatta batın içine yayılırak PİD adını alan ağır bir tabloya dönüşür. Karın ağrısı, yüksek ateş ve kanama tabloya dahil olur. Tedavi edilmeyen vakalarda  bakteri eklemlere, kalbe ve karaciğer çevresine kadar yayılıp özel isimli tablolara neden olur. Öldürücü nitelik kazanır.</p>
<p>Akıntının metilen mavisi ile boyanması ya da Thayer-Martin besiyerine ekim yapılarak üretilmesi sonucu tanı konur. Değişik antbiyotik seçenekleri hastanın kliniğine göre uygulanır. Eskiden beri penisillin tedavisi kullanılırdı, şimdilerde 3.kuşak sefalosporinler veya kinolon türevleri ile başarılı olunmaktadır.</p>
<p>Tedavi boyunca ilişki yasaktır. Tedavide eş ya da partner tedavisi de şarttır.</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/gonore-bel-soguklugu/">Gonore (BEL SOĞUKLUĞU)</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genital Mantar Enfeksiyonları</title>
		<link>https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/genital-mantar-enfeksiyonlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2016 13:57:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Genital Mantar Enfeksiyonları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oktayaydemir.com/?p=179</guid>

					<description><![CDATA[<p>KANDİDAZİS Daha çok vagina ve vulvada oturduğu için Mikotik Vaginitis ya da Mikotik Vulvovaginitis adları ile anılırlar. Erişkin kadınların %75’i hayatlarının herhangi bir döneminde en az bir defa mantar enfeksiyonu geçirir. Bazı vakalar kolayca tedavi edilirlerse de bazıları kronikleşebilir; hem doktor hem hasta açısından can sıkıcı bir hal alırlar. Vaginal mantar infeksiyonlarının %67-95’inde etken bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/genital-mantar-enfeksiyonlari/">Genital Mantar Enfeksiyonları</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>KANDİDAZİS</h2>
<p>Daha çok vagina ve vulvada oturduğu için Mikotik Vaginitis ya da Mikotik Vulvovaginitis adları ile anılırlar.</p>
<p>Erişkin kadınların %75’i hayatlarının herhangi bir döneminde en az bir defa mantar enfeksiyonu geçirir. Bazı vakalar kolayca tedavi edilirlerse de bazıları kronikleşebilir; hem doktor hem hasta açısından can sıkıcı bir hal alırlar. Vaginal mantar infeksiyonlarının %67-95’inde etken bir maya hücresi olan Candida Albicans’tır; bundan dolayı vaginal mantar infeksiyonlarına genel olarak Vaginal Kandidiazis denilir. Candida albicans normalde vaginada bulunan bir mikroorganizmadır çeşitli nedenlerle(gebelik, antibiotik kullanımı gibi) tablo oluştururlar. Erkek semeninde üretilemediği için cinsel yolla bulaşan bir hastalık olarak kabul edilemese de, kadında mantar enfeksiyonu saptanınca eşine de taşımış olma ihtimali nedeniyle antimikotik tedavi verilir.</p>
<p>Vajinal mantar enfeksiyonlarında predispozan faktörler:</p>
<p>Aşağıdaki durumlar, vaginal mantar infeksiyonlarını tetikler.</p>
<ol>
<li><strong>Antibiyotikler</strong>:  Antibiyotikler vajinanın normal pH dengesini bozarak mantar enfeksiyonu için uygun ortam hazırlarlar. Vajinitte en sık etkili olan antibiyotikler tetrasiklin ve penisilin grubu ilaçlardır.</li>
<li><strong>Gebelik</strong>: Gebelikte; gebelik hormonlarının etkisi ile vaginada glikojen miktarı(şeker) artar, ayrıca vaginanın asit ortam dengesi baz lehine değişir. Bu faktörler de mantar hücrelerinin üremesi için uygun zemin hazırlarlar.</li>
<li><strong>Şeker Hastalığı</strong>: Kontrol edilmeyen Şeker Hastalıklarında kan şeker düzeylerinin yüksekliği idrar ve vaginal salgılara da yansır, bu da mantar için uygun bir ortam hazırlar.</li>
<li><strong>Bağışıklık sisteminin baskılanması(İmmunosüpresyon)</strong>: İmmunosüpresyon, bağışıklık sisteminin baskılanması demektir. İlaçlar ya da sistemik hastalıklar sonucu hücresel bağışıklık sisteminin baskılanması kandidiazisi hızlandırır.</li>
<li><strong>Spiral</strong>: Rahim içi araçların artırdığı akıntı ve oluşturduğu infeksiyon ile vaginal florayı bozduğu düşünülür. Bir de bazı hastalarda bakır allerjisi nedeniyle oluşan kaşıntılarla oluşturulan lezyon bölgelerinde kandida üremesi olabilmektedir.</li>
<li><strong>Naylon giysiler</strong>: Özellikle kilolu kadınlarda giyilen naylon giysiler ve çamaşırlar bölgede sıcaklık ve nem artışına neden olurlar. Bu durum mantar hücreleri için altın değerinde bir fırsattır. Gelişen enfeksiyon tekrarlama ve kronikleşme eğilimindedir.</li>
<li><strong>Lokal allerjenler</strong>: Renkli tuvalet kağıtları, parfümler, yüzme havuzundaki ilaçlar, tampon ve pedler alerjiye neden olabilirler. Alerjik zemin üzerinde ise daha sonra mantar enfeksiyonu gelişebilir.</li>
<li><strong>Rahim ağzı yara ya da iltihapları</strong>: Oluşan ve geçmeyen akıntıların tahrişleri sonucu oluşan zemin, mantar hücreleri için uygun bir ortamdır.</li>
<li><strong>Metabolik Hastalıklar</strong>, obesite ve radyasyon tedavisi gibi faktörler de mantar enfeksiyonlarına zemin hazırlar.</li>
</ol>
<h3></h3>
<h3>Mikotik Vaginitis belirtileri:</h3>
<ul>
<li>Vajinal mantar enfeksiyonunun en önemli ve en sık görülen belirtisi kaşıntıdır. Bu kaşıntı geceleri şiddetlenir ve sıcak etkisi ile artar.</li>
<li>Hastaların çoğunda dış genital organlarda yanma vardır. Özellikle idrar yaparken, idrarın değdiği bölgelerde şiddetli yanma hissi olur.</li>
<li>Bazı hastalarda cinsel ilişki esnasında ağrı olabilir.</li>
<li>Vajinal kandidiazisde akıntı her zaman olmaz. Eğer mevcut ise bu akıntı beyaz renkli ve içerisinde süt ya da peynir kesiği şeklinde tanımlanan ya da kireç benzeri olarak nitelendirilen parçacıklar bulunur. Vajina duvarında mantar plakları bulunabilir. Bunların görülmesi kandidiazis için tipiktir.  Akıntıda kötü koku görülmez. Kokunun olması kandidiazise eşlik eden ikinci bir enfeksiyonun varlığını akla getirmelidir.</li>
<li>Vulva ve vajinada kızarıklık ve şişlik olabilir.</li>
<li>Kaşımaya bağlı olarak vulva derisinde soyulmalar ve küçük kanamalar olabilir.</li>
</ul>
<h3></h3>
<h3>Tanı:</h3>
<p>Vajinal mantar enfeksiyonlarının tanısı güç değildir. Genelde muayene esnasında hastanın şikayetleri ve muayene bulgularının bir arada değerlendirilmesi ilave bir laboratuvar tetkikine gerek kalmadan tanı koydurur.</p>
<p>Vajinal kandidiazisde kültür almanın rolü yoktur. Bunun yerine alınan akıntı örneğinin potasyum hidroksit ile muamele edildikten sonra mikroskop altında incelenmesi ve tipik mantar psödohiflerinin görülmesi tanıyı kesinleştirir.</p>
<h3></h3>
<h3>Tedavi:</h3>
<p>Vajinal mantar enfeksiyonlarının tedavisi hem çok kolay hem de zordur. Tedavi ile akut şikayetler büyük ölçüde giderilir. Ancak hastaların %5-25&#8217;inde hastalık daha sonra tekrarlar. 1 yıl içinde en az 4 defa kandidazis atağı geçirilir ise bu durumda tekrarlayan enfeksiyonlardan söz edilmektedir. Bu yeniden atakların nedeni mantar mayalarının vajinadaki sağlam dokuların içine girerek derinlere kadar ilerlemesi ve burada sessiz kalmaları ve ilaçlardan da etkilenmemesi olarak açıklanmaktadır. Vajina hücreleri sürekli bir yenilenme içinde bulunduğundan üstteki hücreler dökülüp alttaki hücreler yüzeye çıktıkça bu mayalarda yüzeye yaklaşmakta ve uygun ortam bulduğunda yeniden enfeksiyona neden olmaktadır. Bu duruma invazif kandidiyazis adı verilir. İnvazif kandidiazisin önlenmesinde predispozan faktörlerin ortadan kaldırılması şarttır. Tedavide hem sistemik hem de lokal ilaçların kullanılması gereklidir. Ağızdan Flukonazol grubu ilaçlar tercih edilir. Lokal ilaçlar hem vajinal ovül (fitil) hem de krem şeklinde olabilir. Tekrarlayan enfeksiyonlarda ise bazı yazarlar eş tedavisi gerektiğini düşünmektedirler. Ağızdan alınan sistemik tedavide tek günlükten 1 haftalığa kadar tedavi protokolleri ve ilaçlar mevcuttur. Aynı durum vajinal ovüller için de geçerlidir. Ben, tedavide haftada bir tek doz ile 6aya varan tedaviler uygulamaktayım.          Tedavi esnasında naylon giysiler gyilmemesi, çamaşırların pamuklu olması, kaynatarak yıkanması ve buharlı ütü ile ütülenmesi, dar giysilerden kaçınılması, vajinanın su ile yıkanmaması bunun yerine nötr pH derecelerine sahip ve bu amaçla üretilmiş sıvı sabunların kullanılması tedaviyi kolaylaştırır.</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/genital-mantar-enfeksiyonlari/">Genital Mantar Enfeksiyonları</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serviksin Kanser Öncüsü Lezyonları ve Smear</title>
		<link>https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/serviksin-kanser-oncusu-lezyonlari-smear/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2016 11:07:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oktayaydemir.com/?p=225</guid>

					<description><![CDATA[<p>DÜNYADA KADIN KANSERLERİ SIKLIKLARI [column col=&#8221;1/2&#8243;]MEME Ca[/column][column col=&#8221;1/2&#8243;]%40[/column] [column col=&#8221;1/2&#8243;]Tiroid Ca[/column][column col=&#8221;1/2&#8243;]%20[/column] [column col=&#8221;1/2&#8243;]Gastrointestinal Sistem Ca[/column][column col=&#8221;1/2&#8243;]%20[/column] [column col=&#8221;1/2&#8243;]ENDOMETRİUM CA[/column][column col=&#8221;1/2&#8243;]%9[/column] [column col=&#8221;1/2&#8243;]Akciğer Ca[/column][column col=&#8221;1/2&#8243;]%8[/column] [column col=&#8221;1/2&#8243;]OVER CA[/column][column col=&#8221;1/2&#8243;]%7[/column] [column col=&#8221;1/2&#8243;]Nonhodgkin Lenfoma[/column][column col=&#8221;1/2&#8243;]%5[/column] [column col=&#8221;1/2&#8243;]Beyin ve Sinir Sistemi Ca[/column][column col=&#8221;1/2&#8243;]%5[/column] [column col=&#8221;1/2&#8243;]CERVİX CA[/column][column col=&#8221;1/2&#8243;]%4.5[/column] SERVİKS DOKUSU SERVİKSİN PREKANSERÖZ LEZYONLARI: SQUAMÖKOLUMNAR BİLEŞKE=SKB) TRANSFORMASYON BÖLGESİ KAVRAMI METAPLAZİ, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/serviksin-kanser-oncusu-lezyonlari-smear/">Serviksin Kanser Öncüsü Lezyonları ve Smear</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>DÜNYADA KADIN KANSERLERİ SIKLIKLARI</h2>
<p><strong>[column col=&#8221;1/2&#8243;]MEME Ca[/column][column col=&#8221;1/2&#8243;]%40[/column]</strong><br />
<strong> [column col=&#8221;1/2&#8243;]Tiroid Ca[/column][column col=&#8221;1/2&#8243;]%20[/column]</strong><br />
<strong> [column col=&#8221;1/2&#8243;]Gastrointestinal Sistem Ca[/column][column col=&#8221;1/2&#8243;]%20[/column]</strong><br />
<strong> [column col=&#8221;1/2&#8243;]ENDOMETRİUM CA[/column][column col=&#8221;1/2&#8243;]%9[/column]</strong><br />
<strong>[column col=&#8221;1/2&#8243;]Akciğer Ca[/column][column col=&#8221;1/2&#8243;]%8[/column]</strong><br />
<strong>[column col=&#8221;1/2&#8243;]OVER CA[/column][column col=&#8221;1/2&#8243;]%7[/column]</strong><br />
<strong>[column col=&#8221;1/2&#8243;]Nonhodgkin Lenfoma[/column][column col=&#8221;1/2&#8243;]%5[/column]</strong><br />
<strong>[column col=&#8221;1/2&#8243;]Beyin ve Sinir Sistemi Ca[/column][column col=&#8221;1/2&#8243;]%5[/column]</strong><br />
<strong>[column col=&#8221;1/2&#8243;]CERVİX CA[/column][column col=&#8221;1/2&#8243;]%4.5[/column]</strong></p>
<p>SERVİKS DOKUSU</p>
<p>SERVİKSİN PREKANSERÖZ LEZYONLARI:</p>
<p>SQUAMÖKOLUMNAR BİLEŞKE=SKB)</p>
<p>TRANSFORMASYON BÖLGESİ KAVRAMI</p>
<p>METAPLAZİ, ATİPİK METAPLAZİ VE KOİLOSİT KAVRAMLARI</p>
<p>SERVİKS KANSERİNDE ETKEN VE PREDİSPOZAN FAKTÖRLER</p>
<p>Serviks rahim ağzıdır.</p>
<p>İçindeki kanal adet kanının dışarıya akmasına ve spermlerin yukarı doğru geçişine olanak sağlar. Bir de genital sistemin doğal korunma bariyerlerinden birisidir.</p>
<p>Vaginaya bakan yüzü çok katlı epitelle örtülüdür. Kanal içi salgı özelliği de olan tek katlı silendirik epitelle(COLUMNAR EPİTEL) ile örtülüdür. Çok katlı epitelyum hücreleri tabanda bazal membrana yakın yuvarlak hücreler iken, yüzeye doğru yassılaşırlar(SQUAMÖZ EPİTEL).</p>
<p>Skuamöz hücreler ile columnar epitelyum hücrelerinin birbiri ile temas ettikleri sınıra SQUAMO COLUMNAR BİLEŞKE(SKB) denir.</p>
<p>Doğumdan püberteye kadar SKB kanal içinde bir yerlerdedir. Püberte ile beraber artan östrojen etkisi ile büyüyen columnar epitelyum Os. Externum dışına doğru taşar. Biz buna EKTROPİON diyoruz. Ektropion ile SKB de yer değiştirir. Püertedeki ilk ektropion ile yeri değişen SKB’ye ORİJİNAL SKB denir. Orijinal SKB hattı oluşunca, dışarı taşmış durumdaki columnar epitelyum hücreleri vaginanın asit ortamı ile temas nedeniyle METAPLAZİ ile yeni squamöz hücrelere dönüşür. Bu durumda bu yeni oluşmuş skuamöz hücreler ile kanala doğru olan columnar epitelyum hücreleri arasında yeni bir SKB oluşmuş olacaktır. İşte bu yeni SKB’ye YENİ SKB denir.</p>
<p>ORİJİNAL SKB ile YENİ SKB arasında kalan bölge, neoplazilerin çıktığı bölge olup; TRANSFORMASYON BÖLGESİ adını alır.</p>
<p>Columnar epitelin yassı epitelyume dönüşmesi aslında fizyolojik bir olaydır. Ancak bu fizyolojik olay sırasında atipiye neden olacak etkenler (En önemlisi HPV’dir) buraya ulaşırlarsa, ATİPİK METAPLAZİ oluşur.</p>
<p>Atipik Metaplazi vücudun immun sistemi tarafından yenilgiye uğratılamaz ise, DİSPLAZİ, CIS VE İNVAZİF KANSER SÜRECİ devreye girecektir.</p>
<p>DİSPLAZİ İLE BAŞLAYAN VE İNVAZİF KANSER BAŞLADIĞI ANA KADAR GİDEN OLAYLAR VE DEĞİŞİMLER KANSER ÖNCÜSÜ LEZYONLAR olarak adlandırılır.</p>
<h5>SERVİKS KANSERİNDE ETKEN VE PREDİSPOZAN FAKTÖRLER:</h5>
<h4>HPV VİRUSU:</h4>
<p>HPV Serviks kanserinde en önemli etkendir.</p>
<p>Bir DNA virusudur. 100 kadar tipi vardır. Bazıları özellikle 16,18,45 ve 56.tipleri serviks kanserinde etkendir. HPV virus genomları infekte ettiği hücrenin çekirdeğindeki TÜMÖR SÜPRESÖR GENLERİNİN FONKSİYONLARINI BOZARAK kansere yol açmaktadır.</p>
<p>Koilosit:</p>
<p>Hücreyi infekte eden  HPV virusu, hücre genomunu bozmadan, tablonun infeksiyon olarak  devam etmesine neden olmuşsa; ilgili hücrelerin stoplazmaları hücre zarının bir yanına çekilir ve hücre içi boş hücre gibi görünür hale gelir. Buna KOİLOSİT denir.</p>
<h3>Serviks kanserinde predispozan faktörler:</h3>
<p>HPV virus infeksiyonu yanında konağın bağışıklık sistemi de önemlidir serviks kanseri gelişimde. O halde bağışıklık sistemini bozan faktörler predispozan faktörler olacaktır:</p>
<ul>
<li>sigara, -genital herpes ve diğer infeksiyonlar, -oral kontraseptifler, -immunosupresif tedaviler…</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>SERVİKAL SMEAR</strong></p>
<p>Serviks kanserinin öncü lezyonlarının erken tanısında ve tedavisinde önemli bir girişimdir.</p>
<p>Tarama testidir. Kesin tanı için; kolposkopi gözetiminde biopsi şarttır.</p>
<p>Önemlidir. Bu sayede ABD’de kanser ölümlerinde birinci sırada olan bu kanser, 4.-5. sıralara kadar gerilemiştir.</p>
<p>İlk uygulayan Papanicolau’dur (1941 yılında).</p>
<p>Onun adına izafeten Pap. Smear olarak isimlendirilir.</p>
<p>Servikal smear ile serviksten süprüntü materyeli alınır ve bir lam üzerine nontravmatik olarak yayılır. Alkol solüsyonunda fikse edilen ya da sprey ile fiksasyonu yapılan lam, sitopatologlarca incelenir.</p>
<p>SERVİKAL SMEAR HASSASİYETİ:%50-98’dir. YALANCI NEGATİFLİK ORANI İSE; %15-30 gibidir. Yalancı negatifliğe sebep olan en önemli faktörlerden birisi de smear materyelinde bulunan kan ve nekrotik materyellerdir. Tam da bu noktada SMEAR ALMANIN İDEALİTESİNDEN SÖZ ETMELİYİZ: 1.Servikal smear, vaginal muayeneden sonra alınmalıdır, 2.Almadan önce en az iki gün ilişki yaşanmamış ve vaginal tedavi uygulanmamış olmalıdır, 3.Adet zamanlarında ve aşırı kanamalı durumlarda alınmamalıdır, 4.Hem ektoserviks hem de endoserviksten süprüntü yapılmalıdır, 5.Süprüntü nontravmatik alınmalı ve yayılmalıdır., 6.Hasta bilgileri düzgün doldurulmalıdır.</p>
<p>SMEAR TERMİNOLOJİSİ</p>
<p>-1943 senesinde PAPANICOLAU smear uygulamasını başlattı.</p>
<p>CLASS I : NORMAL HÜCRELER</p>
<p>CLASSII : İLTİHAP HÜCRELERİ</p>
<p>CLASSIII: MALİGNİTE ŞÜPHELİ HÜCRELER</p>
<p>CLASSIV:MALİGN HÜCRELER VAR ANCAK</p>
<p>BAZAL MEMBRAN SAĞLAM</p>
<p>CLASS V: İNVAZİF KANSER</p>
<ul>
<li>1956 yılında REAGAN, DİSPLAZİ terimini ortaya attı ve WHO da DİSPLAZİ VE CIS terimli yeni bir sınıflama BAŞLATTI.</li>
<li>1966 yılında RICHART CIN terimli sınıflamayı BAŞLATTI.</li>
</ul>
<p>CIN SINIFLAMASI 20YIL KADAR KULLANILDI. CIN1, CIN2 VE CIN3gibi kategorizasyonla.</p>
<p>Bu sınıflama, HPV infeksiyonunu kapsamadığı ve de CIN2 ile CIN3 arasındaki ayırım çok karışık ve de kliink açıdan önem arzetmediği için bırakıldı.</p>
<p>-1988 senesinde BETHESDA SINIFLAMA SİSTEMİ oluşturuldu ve ASC-US, LG-SIL ve HG-SIL terimleri kullanılmaya BAŞLANDI.</p>
<h3>SERVİKAL DİSPLAZİ:</h3>
<p>Serviks epitelinin atipik hücrelerce tutulması halidir.</p>
<p>Atipik hücrelerin yaygınlığı ve tabakalaşma düzeni bozukluklarına göre HAFİF DİSPLAZİ, ORTA DERECEDE DİSPLAZİ ve AĞIR DİSPLAZİ olarak 3’e ayrılır.</p>
<p>Atipi Bulguları nelerdir:</p>
<p>Nükleusa ait şekil ve büyüklük bozuklukları, nükleusta mitoz artışı ve mitoz bozuklukları, nükleusta hiperkromazi ve epitel matürasyon ve tabakalaşma bozuklukları.</p>
<p>Hafif Displazi: Servikal hücrelerin bazal1/3lük kısmında tek tük atipili hücreler var.</p>
<p>Orta Derecede Displazi: Nükleer atipili hücreler bazaldan yukarıya doğru 2/3 kısma kadar yayılmıştır.</p>
<p>Ağır Displazi: Atipik hücreler yüzeyde sadece tek tük olmak üzere tüm tabakalarda yaygın olarak vardır. Matürasyon üst tabakalar hariç bozulmuştur.</p>
<p>CIS:Tüm tabakalarda yaygın atipik hücreler var ve tüm tabakalarda matürasyon bozulmuş. Sadece bazal membran sağlam o kadar.</p>
<h3>CIN</h3>
<p>1966 yılında Richard tarafından ortaya atılan bir terimdir.</p>
<p>CIN’i displazi ile açıklarız.</p>
<p>CIN1: Hafif displazi ile özdeş.</p>
<p>CIN2: Orta derecede displazi ile özdeş</p>
<p>CIN3: Ağır displazi ve CIS ile özdeş.</p>
<p>Gerek HPV infeksiyonlarını ifade etmemesi ve gerekse CIN2 ve CIN3ayırımlarının son derece subjektiv olması bunun dezavantajlarıdır.</p>
<h3>BETHESDA SİSTEMİ</h3>
<p>1988 yılında ABD’de BETHESDA kentinde ortaya atılmış bir sistemdir ve İNFEKSİYON, REAKTİV DEĞİŞİKLİKLER, ASC-US, LG-SIL ve HG-SIL terimlerini içerir.</p>
<p>Bethesda sisteminden önce kullanılan displazi, CIS ve CIN gibi terimler sadece preinvazif lezyonlara sınırlı kalmaktaydı. Yine ayrıca preinvazif lezyonlar kafa karıştıran ve pratikte önemi olmayan 3 veya hatta 4 kategorizasyona sokulmaktaydı.</p>
<p>Bethesda sistemindeki terimlere girmeden bu sistemin 3 temel eleman içerdiğini söyleyelim:</p>
<ul>
<li>Materyelin yeterlilik durumu: Yeterlidir, şu veya bu nedenle değerlendirme kısıtlıdır, şu veya bu nedenle yetersizidr.</li>
<li>Genel bir sınıflama: Normal sınırlar içinde smear, benign hücresel değişiklikler, epitelial hücre anormallikleri var.</li>
<li>Açıklayıcı tanı: Benign hücresel değişiklikler infeksiyon mu reaktiv değişiklikler mi, epitelial hücre bozukluklarının açıklaması ve malignite durumu.</li>
</ul>
<p><strong>İNFEKSİYON:</strong></p>
<p>Patolog mevcut infeksiyonu niteleyici bulgularla infeksiyonu tarif eder. Trichomonas, Candida ya da kokobasil gibi infeksiyonların niteleyici bulguları vardır.</p>
<p>Mesela <u>Trichomonas infeksiyonunda</u>; armut biçiminde, nükleusu periferde, zaman zaman kırmızı granüllü stoplazması da seçilebilen trichomonas mikroorganizması görülür. Ayrıca bulunduğu ortamda perinükleer halo(koilostozis) gösteren skuamöz hücreler de görülür. <u>Candida infeksiyonlarında</u> ipliksi ya da köpük şeklinde sporlar yanında bunların etrafında dizilerek şiş kebap görünümü oluşturan skuamöz hücreler görülebilir.</p>
<p><u>Gardnerella ile uyumlu mikroorganizmalarda</u>, ki son zamanlarda bu terim yerini Vaginal florada değişiklik ile uyumlu kokobasiller terimine bırakmıştır; “clue cell hücreler” bulunabilir.</p>
<p><u>Bakteriyel vaginozis</u> terimi ise, Gardnerella’yı da içeren zorunlu ya da fakültatif anaerobları içeren polimikrobial durumu ifade eder.</p>
<p><u>Herpes genitalis infeksiyonlarında</u>; skuamöz hücrelerde nükleus artışları, buzlu cam görünümlü nükleuslar, nükleer kromatinin periferide toplanması ve eozinofilik nükleer inklüzyonlar görülür.</p>
<p><strong>REAKTİV DEĞİŞİKLİKLER TERİMİ:</strong></p>
<p>İnflamasyon, radyasyon ya da rahim içi araç gibi faktörlerin etkilerine cevap olarak gelişen değişiklikleri kapsar.</p>
<h4>ASC-US</h4>
<p>(ÖNEMİ BELİRLENEMEYEN ATİPİK SQUAMÖZ HÜCRELER):</p>
<p>Atipik squamöz hücreler vardır. Ancak patolog bu hücrelerin reaktif mi, neoplastik mi ya da HPV virüs etkisiyle mi olduğuna karar verememiştir. Önemi belirlenemeyen hücreler glandülerse, ASC-US yerine AGUS terimi kullanılır. Bir patoloğun ASC-US tanısı koyma oranı %5’i geçmemelidir.</p>
<h4>LG-SIL</h4>
<p>(LOW GRADE SQUAMOZ INTRAEPITELIAL LEZYON):</p>
<p>HPV infeksiyonu ve/veya CIN1(Hafif Displazi)’i kapsar.</p>
<p>Bu grupta HPV’ye bağlı hücresel değişiklikler ve/veya CIN1(Hafif Displazi) değişiklikleri bulunur. HPV etkisini gösteren değişim Koilostoz’dur. HPV etkisiyle oluşan Koilostozda, stoplazmik vakuolizasyonun yanında, nükleer irileşme, hiperkromazi ve nükleer membran düzensizliği gibi bulgular vardır. Trichomonasa bağlı koilostozda ise sadece stoplazmi vakuolizasyon görülecektir.</p>
<p>LGSIL olan olguların serviksinde %10-30 gibi HGSIL, %0.1-0.6 gibi kanser vardır.</p>
<p>LGSIL olgularının %70’ikendiliğinden geriler.</p>
<h4>HG-SIL</h4>
<p>(HIGH GRADE SQUAMOZ INTRAEPITELIAL LEZYON):</p>
<p>CIN2(Orta derecede displazi) ve CIN3(Ağır displazi) karşılığıdır. HG-SIL’de kanserleşme oranı %3-8’dir.</p>
<p><strong>NOT:</strong></p>
<p>Son zamanlarda ASC-H terimi de kullanılmaya başlandı.: HSIL’in dışlanamadığı atipik squamöz hücrelerin görüldüğü smearlardır. Tamamına yakınında HPV virüs+olduğu için HPV ip tayini filan değil, direkt KOLPOSKOPI VE BIOPSI YAPILMALIDIR.</p>
<p><strong>NOT:</strong></p>
<p>AGUS’ta da endoservikal ya da endometril hücrelerde selim reaktiv değişikliklerden adenokarsinoma kadar uzanan bir yelpazeye ait hücreler görülür. Bundan dolayı ECC, FC ve KOLPOSKOPI VE BİOPSİ yapılmalıdır.</p>
<p>NOT:</p>
<p>SERVİKS KANSERİNDE HPV ETKİSİ VE</p>
<h4>KOILOSTOZ:</h4>
<p>Serviks kanseri ile HPV arasındaki ilişk iyice aydınlatılmıştır.</p>
<p>HPV, serviksteki transformasyon zonunda atipik metaplaziyi başlatan faktördür. Bir DNA virüsü olan HPV’nin onkojenik potansiyelli tiplerinin içerdiği E6 ve E7genleri, serviks hücrelerindeki p53ve Rb genlerini bozarak hücrelerde malign hiperstimülasyona neden olurlar. Onkojenik nitelik taşıyan tipler olarak 16-18-45 ve 56 sayılabilir. Bazı kadın doğum merkezlerinde smearlarda displazi bulgularında hemen HPV tiplemesine geçilmektedir. PCR yöntemleriyle yapılmaktadır.</p>
<p>Bu arada serviks hücrelerindeki HPV etkisine bağlı en önemli bulgu KOILOSTOZ’dur. Koilostoz bir stoplazmik vakuolizasyondur. Basit vakuolizasyon thricomonas infeksiyonlarında da görülür. HPV’ye bağlı KOİLOSTOZ’da vakuolizasyon yanında nükleer irileşme, hiperkromazi ve nükleus membran düzensizlikleri de görülür.</p>
<p>SERVİKS KANSER ÖNCÜ LEZYONLARINDA</p>
<p>DAVRANIŞ:</p>
<p>ASC-US’ta DAVRANIŞ:</p>
<h1><strong>3 YOL VARDIR!</strong></h1>
<h4>BİRİNCİ YOL:</h4>
<p>4-6ay kadar bekle. Yeni bir smear yap; normal ise 1-2senede bir SMEAR TEKRARI.Yeni smear yine ASC-US ise 2. Ya da 3.yola geç.</p>
<h4>İKİNCİ YOL:</h4>
<p>KOLPOSKOPI YAP. NORMALSE 6AYDA BİR SMEAR. AKSİ AKDİRDE BİOPSİ İLE SONUCU DOĞRULA.</p>
<h4>ÜÇÜNCÜ YOL:</h4>
<p>HPV TAYİNİ VE TİPLEME YAP. HPV YOK YA DA TİPLER KANSEROJEN DEĞİLSE 6AY BEKLE VE SMEAR İLE KONTROL. TİPLEMEDE ONKOJENİK VİRUS VARSA KOLPOSKOPİ VE BİOPSİ.</p>
<p>NOT: MENAPOZDA ASC-US GELMİŞSE:</p>
<ul>
<li>Lokal östrogen ver. Smearı tekrarla.Yine ASC-US ise KOLPOSKOPI VE BİOPSİ yap.</li>
</ul>
<p><strong>LG-SIL ya da HG-SIL’DE DAVRANIŞ:</strong></p>
<ul>
<li>LGSIL’de bekleme varsa da, şüpheleri dağıtmak için, KOLPOSKOPI VE BİOPSİ YAP.</li>
<li>HGSIL’de KESİN KOLPOSKOPI VE BİOPSİ YAP!</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/serviksin-kanser-oncusu-lezyonlari-smear/">Serviksin Kanser Öncüsü Lezyonları ve Smear</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rahim Ağzı Kanserleri (Servikal Smear)</title>
		<link>https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/rahim-agzi-kanserleri-servikal-smear/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2014 23:10:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oktayaydemir.com/?p=128</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada en yaygın görülen kadın kanseri, Meme kanseridir. Bir zamanlar en ön sıralarda olan Rahim Ağzı Kanserleri görülme sıklığı olarak dokuzuncu sıralara kadar gerilemiştir. Bunda erken teşhis ve tedavi önemlidir. 1943 yılında Papanicolau adlı bir Yunanlı doktorun bulduğu Servikal Smear Yöntemi, yıllar içinde teknik ve terimleme olarak değişmiş ve erken tanı için önemli bir araç [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/rahim-agzi-kanserleri-servikal-smear/">Rahim Ağzı Kanserleri (Servikal Smear)</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada en yaygın görülen kadın kanseri, Meme kanseridir. Bir zamanlar en ön sıralarda olan Rahim Ağzı Kanserleri görülme sıklığı olarak dokuzuncu sıralara kadar gerilemiştir. Bunda erken teşhis ve tedavi önemlidir.</p>
<p>1943 yılında Papanicolau adlı bir Yunanlı doktorun bulduğu Servikal Smear Yöntemi, yıllar içinde teknik ve terimleme olarak değişmiş ve erken tanı için önemli bir araç haline gelmiştir.</p>
<p>Rahim ağzının bir tahta spatula ya da fırça ile süpürülmesi ve bu süprüntünün cam üzerine yayılıp fikse edilmesi ya da özel bir solüsyona karıştırılması esasına dayanan smear, sitopatologlarca incelenmekte ve incelenen hücrelerdeki atipi adını verdiğimiz şekil ve büyüklük bozuklukları ile olgunlaşma değişiklikleri bir tanı ile Kadın Doğum Uzmanına bildirilmektedir.</p>
<p>Burada hastayı ilgilendiren en önemli hususları yazalım.</p>
<p>-Hemen her kadın senede bir kez smear için doktoruna müracat etmelidir.</p>
<p>-Smear vermeye giderken en az iki gün süreyle ilişki ya da vaginal tedavi olmamalıdır.</p>
<p>-Adetli ya da aşırı kanamalı olmamalıdır.</p>
<p>Not: 3kez normal gelen smearlardan sonra, smear aralığını 3 seneye çıkaran doktorlar da vardır. Ben şahsen senede bir öneririm.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Not: Menapozda smear alınmalı mıdır? Evet menapozda da olsa smear alınmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>SMEAR TERİMLERİ:</p>
<p>Bırakın hastaları doktorlar bile, değişen ve uygulamada hassasiyetleri içeren terimler nedeniyle biz doktorlar da bazen zor durumda kalıyoruz. Aynı teşhiste farklı yaklaşımların olması, sizin oluşturduğunuz sürecin bir başka hekim tarafından tenkite uğramasına neden olabiliyor. Hastalar da zor durumda kalıyor.</p>
<p>Biz önce patologlarca rapora yazılan terimleri ve açılımlarını kabaca yazalım:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>DİSPLAZİ:</p>
<p>1956 yılında Reagan tarafından ortaya atılan bir terimdir. Dünya Sağlık Örgütü, Displazi ve CIS terimlerini içeren bir smear sınıflaması başlatmıştır.</p>
<p>Tüm sınıflamaları açıklamakta bir taban olan DİSPLAZİ’yi biraz açıklayalım:</p>
<p>Displazi, serviks hücreleri ve çekirdeklerindeki şekil ve büyüklük bozukluklarını kapsar.</p>
<p>Çok katlı bir hücre tabakasından oluşan serviksteki şekil ve büyüklük bozuklukları(ATİPİLER)  sadece tabana yakın kısımlarda ve tek tük bulunuyorsa; HAFİF DİSPLAZİ, tüm tabakaların 2/3’ünde atipiler görülüyorsa ORTA DERECEDE DİSPLAZİ, tüm tabakaları kapsayan atipinin yanında matürasyon dediğimiz olgunlaşma bozuklukları da mevcutsa AĞIR DİSPLAZİ söz konusudur.</p>
<p>CIS: Açılım Carcinoma in Situ’dur. Burada rahim ağzı hücrelerinde malign hücreler vardır var olmasına da, kanser hücreleri bazal membran dediğimiz  stroma ile hücreler arasındaki sınırı geçmemiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>CIN</p>
<p>1966 yılında Richard CIN terimini ortaya atmıştır.</p>
<p>CIN=CERVICAL INTRAEPITELIAL NEOPLAZI)</p>
<p>Neoplazi, yeni oluşum demektir. Yani normalden farklı bir gelişimi kasteder.</p>
<p>CIN  sınıflaması 20seneden fazla kullanılagelmiştir. Ancak hem Serviks Kanserlerindeki en önemli etken olduğu anlaşılan HPV(HUMAN PAPILLOMA VIRUS) infeksiyonunu kapsamaması vehem de CIN’ ile CIN^ayırmının muğlak ve klinik önemii olmayan ifadeler taşıması nedeniyle, yerini 1988 senesinde BETHESDA SİSTEMİNE bırakmıştır.</p>
<p>CIN’de 3 alt grupta incelenir.</p>
<p>CIN1&#8212;&#8212;-:Hafif Displazi değişimlerini kapsar.</p>
<p>CIN2&#8212;&#8212;-:Orta derecede Displazi değişimlerini kapsar.</p>
<p>CIN3&#8212;&#8212;-:Ağır Displazi ve CIS değişimlerini kapsar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>BETHESDA SİSTEMİ</p>
<p>CN sınıflamasındaki yetersizlik ortaya çıkınca 1988 de Bethesda Sınıflaması oluşturulmuştur.</p>
<p>Son zamanlarda bu sistem ön plandadır</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bethesda sisteminden önce kullanılan displazi, CIS ve CIN gibi terimler sadece preinvazif lezyonlara sınırlı kalmaktaydı. Yine ayrıca preinvazif lezyonlar kafa karıştıran ve pratikte önemi olmayan 3 veya hatta 4 kategorizasyona sokulmaktaydı.</p>
<p>Bethesda sistemindeki terimlere girmeden bu sistemin 3 temel eleman içerdiğini söyleyelim:</p>
<p>1-Materyelin yeterlilik durumu: Yeterlidir, şu veya bu nedenle değerlendirme kısıtlıdır, şu veya bu nedenle yetersizidr.</p>
<p>2-Genel bir sınıflama: Normal sınırlar içinde smear, benign hücresel değişiklikler, epitelial hücre anormallikleri var.</p>
<p>3-Açıklayıcı tanı: Benign hücresel değişiklikler infeksiyon mu reaktiv değişiklikler mi, epitelial hücre bozukluklarının açıklaması ve malignite durumu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu sistemde raporda smear yeterlidir, değerlendirme şu şu sebeplerden kısıtlıdır ya da smear şu şu sebeplerden yetersizdir ibaresi vardır. Ayrıca patoloğun genel bir değerlendirmesi arkadan gelir: Normal sınırlarda smear, Benign yani iyi huylu değişimler veya malign değişimler vardır.</p>
<p>En sonda açıklayıcı tanı vardır:</p>
<p>Benign hücresel değişiklikler: İnfeksiyon mu reaktiv değişiklikler mi o sorgulanır, niteleyici bulgulrla infeksiyon ajanı tarif edilir.</p>
<p>Epitelia hücreanormallikleri Asc-us, Lg-sil ve Hg-sil olarak kategorize edilir.</p>
<p>Maliginite varsa açıklanır.</p>
<p>BURADA KAFA KARIŞTIRAN TERİMLERE GİRELİM:</p>
<p>ASC-US(ÖNEMİ BELLİ OLMAYAN ATİPİK SKUAMOZ HÜCRELER):</p>
<p>Atipik hücreler vardır. Lakin patolog bu hücrelerin reaktiv mi, neoplastik mi ya da HPV etkisine mi bağlı olduğuna karar verememiştir. Bir patoloğun ASC-US tanı koyma oranı %5’i geçmemelidir.</p>
<p>ASCUS TANISI KONAN HASTALARIN PANİK YAPMALARINA GEREK YOKTUR. DOKTORLARI 3 YOLDAN BİRİSİNİ UYGULAYACAKTIR: 1.Doktorları ya 6ay bekleyip tekrar smear yapacaktır; bu durumda aynı tanı gelecekse KOLPOSKOPI VE BİOPSİ yapıp ona göre davranacaktır.Tekrar smearı normal gelirse senede bir smear kontrolleri olacaktır.</p>
<p>2.Direkt KOLPOSKOPI VE BİOPSİ YAPACAKTIR. SONUCA GÖRE DAVRANACAKTIR.</p>
<p>3.HPV TAYİNİ YAPACAKTIR. ONKOJENİTESİ OLMAYAN HPV VARSA, 6AY BEKLER. AKSİ TAKDİRDE KOLPOSKOPİ VE BİOPSİ YAPAR. SONUCA GÖRE TEDAVİ YAPACAKTIR.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>LGSIL(LOW GRADE SKUAMOZ INTRAEPITELIAL LEZYON):</p>
<p>HPV’ye bağlı değişiklikler ve/veya CIN1(Hafif Displazi) değişiklikleri vardır.</p>
<p>HPV tayinine gerek yoktur zira büyük bir ihtimalle vardır zaten. Ya 6ayda bir semar kontrolleri ile takip ya da direkt KOLPOSKOPI VE BİOPSİ  yapmak gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>HGSIL(HIGH GRADE SKUAMOZ INTRAEPITELIAL LEZYON):</p>
<p>CIN2(ORTA DERECEDE DİSPLAZİ) ve CIN3(AĞIR DISPLAZI) bulgularını kapsar. %3-8’inde kanser gelişir. KOLPOSKOPI VE BIOPSİ şarttır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>AGC:</p>
<p>Atipik glandüler hücrelerin görülmesidir.</p>
<p>Bu vakaların %3-5’inde endoservikal ya da endometrial kanser olasılığı vardır ve derhal KOLPOSKOPI, ECC VE FC YAPILMALIDIR.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KANSER ÖNCÜ LEZYONLARDA NİHAİ TEDAVİ:</p>
<p>KOLPOSKOPI VE BIOPSI SONUÇLARINDAN SONRA, KOTERİZASYON, KRİYOTERAPİ, KONİZASYON, COLLUM AMPUTASYONU, TAH yöntemlerinden birisi uygulanır.</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/rahim-agzi-kanserleri-servikal-smear/">Rahim Ağzı Kanserleri (Servikal Smear)</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnfertilite (Gebe Kalamama)</title>
		<link>https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/infertilite-gebe-kalamama/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2014 23:02:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oktayaydemir.com/?p=121</guid>

					<description><![CDATA[<p>Düzenli cinsel ilişkiye rağmen1sene içinde gebe kalınamama durumudur. Toplumda görülme oranı %10-15civarındadır. Çocuğu olmayan her 100 ailenin %45’inde kadına ait, %35’inde erkeğe ait bir sebep vardır. Geri kalan %20 vakada ise hem kadına hem de erkeğe ait bir sebep vardır. İnfertilite olgularının yaklaşık %10’nunda bir neden bulunamamaktadır, bu gruba izah edilemeyen infertilite grubu denir. Hiç [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/infertilite-gebe-kalamama/">İnfertilite (Gebe Kalamama)</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Düzenli cinsel ilişkiye rağmen1sene içinde gebe kalınamama durumudur. Toplumda görülme oranı %10-15civarındadır.</p>
<p>Çocuğu olmayan her 100 ailenin %45’inde kadına ait, %35’inde erkeğe ait bir sebep vardır. Geri kalan %20 vakada ise hem kadına hem de erkeğe ait bir sebep vardır. İnfertilite olgularının yaklaşık %10’nunda bir neden bulunamamaktadır, bu gruba izah edilemeyen infertilite grubu denir.</p>
<p>Hiç gebe kalamama durumu Primer İnfertilite, önceden gebelik hikayesi olup da sonradan gebe kalamama Sekonder İnfertilite adını alır. Tedavi yada tedavilere rağmen gebe kalamama durmunda Sterilite’den söz edilir.</p>
<p>İnfertilitede Erkek faktörü Skrotal doppler istenir. Spermiogram ile, spermlerin sayı, hareket ve anomalilerine bakılır. Bozukluk durumlarında varikosel gibi faktörleri araştırmak için skrotal doppler istenebilir. Biz genelede spermiogram bozukluklarını üroloji ile konsülte etmeyi tercih ediyoruz.</p>
<p>İnfertilitede Kadın Faktörü birkaç lokalizasyon ile ilgilidir: Ovulatuvar, tuba-peritoneal faktör, uterin-endometrial faktör ve servikal faktör.</p>
<p>Kadın Doğum Uzmanı olarak NEDENİ BULMAYA YÖNELİK SORGULAMA, MUAYENE VE TETKİKLERLE yol alırız.</p>
<p>Nihayetinde sebebe yönelik tedavi olarak bir girişim başlatılır.</p>
<p>Tedavide yumurtlatma, hormon düzenlerinin sağlanması, operatif yaklaşımlar, aşılama(intrauterin inseminasyon) ya da IVF yöntemlerinden biri ya da bir kaçı denenecektir.</p>
<p>The post <a href="https://oktayaydemir.com/kadin-hastaliklari/infertilite-gebe-kalamama/">İnfertilite (Gebe Kalamama)</a> appeared first on <a href="https://oktayaydemir.com">Op. Dr. Oktay Aydemir</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
